Dünya’daki altının neredeyse tamamı uzay kökenlidir. Süpernova patlamaları yahut nötron yıldızlarının devasa çarpışmaları sırasında, hafif elementler birleşerek altını oluşturdu ve bu değerli maden meteorlar aracılığıyla gezegenimize taşındı. Bilim insanları artık bu kozmik süreçleri minyatür ölçekte taklit edebiliyor.
Bir proton ekle yahut çıkar
Altının kimyasal kimliği atom çekirdeğindeki 79 protonda gizlidir. Şayet bu sayıyla oynayabilirseniz, metali değiştirebilirsiniz:
Cıva (80 proton): Bir proton çıkarırsanız altına dönüşür.
Platin (78 proton): Bir proton eklerseniz altın elde edersiniz.
1941 yılında bilim insanları, cıvayı nötronlarla bombardıman ederek bu dönüşümü gerçekleştirmeyi başardılar. Lakin küçük bir pürüz vardı: Elde edilen altın radyoaktif izotoplardan oluşuyordu. Yani bu altından yapılan bir kolye, takan kişi için pek de sağlıklı olmazdı.
Bugün dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı olan CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda fizikçiler, kurşun çekirdeklerini birbirine çarptırarak altın yaratmayı başardılar. Bu çarpışmalar sırasında oluşan elektromanyetik darbe, protonları kopararak altını “doğuruyor”.
Ancak bir sorun var: Üretilen ölçü o kadar az ki, bir yüzük yapmayı bırakın, bu altınları görmek için mikroskop gerekiyor.



